BOLLYWOOD REHBERİ
Bollywood, Bombay merkezli, Hindu dilinde çekilen filmlerden oluşan sinemadadır.
Bollywood, Hollywood’un büyüklüğüne eşit bir sektördür ve Hollywood’la bir çok benzerlik taşımaktadır.
· Yılda 800-900 film çekilen Bollywood, Hindistan sinema sektörünün başını çekmektedir.
· Bollywood, devletten hiçbir yardım almayan, ticari bir sektördür. Gişe hasılatı açısından yabancı filmlerle rekabet halinde olup, bu rekabette önderdir.
· Tıpkı Hollywood gibi Bollywood da uluslararası bir etkiye sahiptir. Hindistan’da Hinduca konuşulmayan bölgelerde de, yurt dışında Hint diasporasında çok izlenmektedir.
HER BOLLYWOOD FİLMİNDE MUTLAKA ŞARKILI VE DANSLI SAHNELER OLUR.
· Bu danslar ve şarkılar erotik ve romantik fantezilerin dışa vurumudur.
· Kadın dansçıların olduğu sahnelerde –filmin konusu ya da entrikası ile ilgisi olmayabilir- bir kadın dansçı, erotik bir şekilde baştan çıkarıcı bir eda ile kameraya bakar.
· Dans ve şarkılar, Klasik Hint tiyatrosu ile, 19. ve 20. yüzyıllarda kentleşmiş Parsi tiyatrosuna dayalıdır. Son zamanlarda, diskodan aerobiğe kadar her şey koreografileri etkilemiştir.
· Filmlerdeki şarkılar, artık filmin gösterime girmesinden önce piyasaya sunulmakta ve başarıları filmin hasılatına büyük katkıda bulunmaktadır.
BOLLYWOOD DA AYNI ANLATIM FORMÜLÜNÜ KULLANIR.
· Filmlerde melodramatik ögeler ve duygusal iniş çıkışlar mutlaka vardır.
· Mutlaka yakışıklı bir kahraman ve güzel kız arasında büyük bir aşk yaşanır.
· Bu aşkın önüne türlü engeller çıkar, yanlış anlaşılmalar, ailererin karşı çıkışları ve eski ilişkiler bu engellerden bazılarıdır.
· Aile daime merkezdedir. Kahramanın genellikle babası yoktur ve annesi ile çok yakındır.
· Kadın kahraman, her zaman erkek kahramanın arzı nesnesidir ve başka bir fonksiyonu ve mesleği ender olarak bulunur.
· Kötü insanlar daima iş başındadır.
· Entrika ve drama komedi ile sulandırılır.
· Geleneksel Hint değerleri ile modern değerler arasında daima bir denge gözetilir.
· Filmler her zaman mutlu sonla biter.
· Asıl amaç, filmlerin geniş kitleleri eğlendirmesi ve büyük bir istek dalgası ile filmlere koşmalarıdır.
· Verilen mesaj daima şudur “Aşk her şeyin üstesinden gelir, ama insanın önüne daima bir çok zorluk çıkar.”
SEKS BULUNMAZ, BURASI BOLLYWOOD.
Kusura bakmayın ama Bollywood’da öpüşme bile yoktur, bu durum Hintli sansürcülerin ve kamuoyunun kaşlarını çatmasına neden olur. Cinselliğin vurgulanması için bazı müzikal numaralara ve şarkıları baş vurulur, kamera, kadın yıldızların vücutlarının erojen bölgelerinde gezinir (geleneksel sarilere bürünmüş yıldızlar neyi açıkta bırakıyorlarsa kamera oraya odaklanır) Yıldızlar mutlaka ıslanırlar, böylece vücutlarına yapışan giysileri ile kışkırtıcı bir görünümleri olur.
BRIDE AND PREJUDICE, BOLLYWOOD FORMÜLLERİNİN TÜMÜNÜ kullanmıştır. Ancak aşağıdaki konularda ayrılır.
· Kahramanımız Lalita Bakshi şeker bir kız olarak tanımlanamaz. Kendisi hiçbir erkekle parası için birlikte olmaz ve Germaine Greer’i gururlandıracak kadar feminist bir ruh taşır.
· Erkek kahramanımız çok daha karmaşık bir karakter, biraz anti-kahraman, hatta Hindistan toplumuyla, Lalita ile ve bir kahraman olarak kendi rolüyle karşılaşmadan önce birazcık da kötü.
· Gurinder Chadha, bu yapımı Amerikalı, İngiliz ve Hintli oyuncularla, hem Hindistan topraklarında hem dışarıda, Hintli, Amerikalı ve İngiliz sinemacılar kullanarak, Batılı ve Bollwood müzik ve dans kalıplarını karıştırarak gerçekleştirdi.
· Gurinder Chadha, Hintli yapım ekibinin çekimden önce senaryoyu vermelerini (bir çok Bollywood oyuncusu rolünü sette ezberler), arama listelerini yapmasını (bir Bollywood yapımında duyulmuş şey değildir) ve oyunculara prova yaptırmasını (bir başka ilk) büyük bir memnuniyet ve şaşkınlıkla izledi.
BOLLYWOOD’UN DÜNYAYA AÇILMAK için yaptığı yeni işler arasında şu filmler yer almaktadır.
- Devdas (Sanjay Leela Bhansali, 2002) Bollywood’un bu tarihe kadar yaptığı en cüretli ve başarılı film oldu. Devdas, Cannes Film festivalinde gösterilen ilk Bollywood filmi olduğu gibi, Hindistan ve Amerika’da gişe rekorları kırdı.
- Lagaan (Ashutosh Gowariker, 2001) Racalar zamanında İngilizlerle Hintliler arasında yapılan bir kriket maçını konu alan film, bugüne kadar Bollywood’da yapılan en büyük bütçeli film oldu. İngiltere gösteriminde, hasılat listelerinde ilk ona giren film, En iyi yabancı film Oscar’ına aday gösterildi.
- Doğu-Batı ayrışmasını aşan diğer filmler Asoka (Santosh Sivan, 2001), Salaam Bombay (Mira Nair, 1988), ve Bandit Queen (Shekar Kapur, 1994)’tür. Bu filmlerin tümü Hindistan’daki kast sistemine karşı çıkan ve modern Hint toplumunda kadının yerini vurgulayan filmlerdir.
BOLLYWOOD, HOLLYWOOD İLE KARIŞIYOR. Sinema alanında özellikle East to East, The Guru ve Bend it Like Beckham adlı filmlerle bu başarıldı.
Bir Bollywood filminin setinde, bir yarı tanrı olarak kabul edilen kameraya dua ederek başlar. Gurinder de aynı geleneği memnuniyetle sürdürdü.
YAPIM HAKKINDA...
DOĞU-BATI İLE BULUŞUYOR
BRIDE AND PREJUDICE, Batı ve Doğu sinema geleneklerini birleştiren son derece keyfli bir iş.
-Bollywood Hollywood müzikalleri ile buluşuyor. Gurinder şöyle söylemişti. “Bride and Prejudice, büyürken izlediğim müzikallerle ilgili bir film. Ben Bollywood filmleri kadar, Neşeli Günler (Sound of Music), Damdaki Kemancı (Fiddler on the Roof), Oz Büyücüsü (The Wizard of the Oz) ve Grease gibi müzikalleri de seyrettim. Hepsi de birbirinden güzel, renkli, görkemli, danslı, şarkılı yapımlardı. Benim yaptığım filmde de hepsinden bir parça var.
· Oyunculuk tarzlarının kombinasyonu: Filmin oyuncuları, Amerikalı, Bollywood’lu ve İngiliz oyunculardı, yani aktörler farklı oyunculuk tekniklerinden geliyorlardı. Gurinder’e göre, Hollywood tarzıyla oynayan oyuncularımız, İngiltere’de eğitim görmüş ve İngiliz sineması ve televizyonlarında rol almış oyuncularımız ve hepsinin ötesinde, fiziksel özellikleri ve jestleri farklı Bollywood’lu oyuncularımız vardı. Oyuncular hep birlikte çalışmaktan büyük mutluluk duydular ve Gurinder’in yönetiminde, birbirlerinden çok şey öğrendiklerini söylediler.
· Üç ayrı ekip: “Üç değişik dilde ve üç değişik kültürel iklimde çalışmak için” diyor Gurinder, “tek çözüm üç ayrı ekip oluşturmaktı” Daha önce hem Hollywood’da hem de Bollywood’da çalışmış olan Gurinder şunu öğrenmişti “Nereye giderseniz gidin, her ülkenin kendine özgü çalışma koşulları var. İngiltere’de çalışırken, İngiliz tarzına uygun, Hindistan’da iken de Hint tarzına uygun çalıştık, sonra Amerika’ya geçtik ve Amerikan tarzı ile çalıştık. Bir yönetmen olarak benim enerjim bir çok farklı yöne yoğunlaştı.”
· Müzik ve danslarda orta yol bulundu. Chadha ve yapımcı Deepak Nayar, Anu Malik’e – Hindistanın en tanınmış bestecilerinden biri- ve Craig Pruess (Golden Eye, Bend It Like Beckham) bir batı ve doğu sentezi yaratacakları konusunda çok güveniyorlardı. “Müzikler ve Dansların kökeni Bollywood” diyor Chandha, “Ancak Batı kulağına uygun bir şekilde aranje edilip yapıldı.” Aynı şey dans sahneleri için de geçerli. Chadha, Hindistan’ın en ünlü koreografı olan Saroj Khan’la çalışmak istedi. Amaç “geleneksel Bollywood malzemesini, çağdaş batı formları ile karıştırmaktı.” Saroj Naveeen Andrews ve Daniel Gilles gibi oyuncuları da eğitti. Andrews “Benimle saatler boyunca teke tek çalıştı!” diyor ve Gilles ise “Hindistan’da o kadar çok seviliyor ki, provadan önce ayaklarına kapanıyorsunuz.”
· Mekan, mekan, mekan: Bakshi ailesinin evi Hindistan’ın Pencap eyaletinde Armitsar yakınlarındaydı. Yapımcı Deepak, buranın öttürülen borular, havlayan köpekler ve sokaklarda dolaşan insanlarla çok canlı bir yer olduğunu söylüyor. Film daha sonra, Hint okyanusu kıyısındaki Goa’da devam ediyor oradan Londra’ya geçiliyor. Ardından da güneşli Los Angeles’ta ünlü Santa Monica plajında devam ediyor.
PRIDE’DAN BRIDE’A (GURUR’DAN GELİN’E)
“Bir gün mutfakta bulaşık yıkıyor ve Bollywood’u düşünüyordum. Birden böyle bir filmi Batılı seyircilerin zevk alabileceği bir şekilde çekmek istediğime karar verdim. Böyle bir fikir ortaya çıkınca, bari biraz da İngiliz bir şeyler olsun içinde dedim, bunun üzerine büyük bir İngiliz edebiyatı klasiği olan Pride and Prejudice’ı alıp Bollywood’a uyarlamaya karar verdim.”
BBC’nin yaptığı son kamuoyu araştırmalarında, İngiliz halkının en çok sevdiği kitaplardan biri olan Pride and Prejudice uyarlamaya son derece uygun bir roman. Gurinder Chadha bu konuda neler düşünmüş:
- “Jane Austen’in romanının konusu Bollywood tarzı bir filme mükemmel bir şekilde uyuyordu,” diyor Gurinder. “Konu, çağdaş Hindistan’a özellikle de Bakshi ailesinin yaşadığı Armitsar kırsalına çok uygun düşüyordu. Austen’in para ve evlilik, sahte gurur ve sahte soyluluk vurguları modern Hindistan’da hala geçerli.
- 19. yüzyılın konuları, 21. yüzyılın Hindistan’ına yabancı değil. Gurinder şöyle devam ediyor, “Jane Austen, kadınların evlenmedikleri ya da paraları olmadıkları takdirde hiçbir değerleri olmadığı düşüncesinden dolayı dehşete kapılmıştı. Akıl hiçbir şey ifade etmiyordu. Bugün Hindistan’da bir çok ana babanın tek isteği kızlarının saygın bir evlilik yapmasıdır.
FİLMLE İLGİLİ ÖNEMLİ NOKTALAR
Doğu Batıya Gidiyor: Son yıllarda İngiliz Hint füzyonu filmlerin yarattığı uluslararası etki (Bend it Like Beckham, East is East, The Guru)
Karakter İncelemesi: Lalita Bakshi, yerleşmiş ön yargıları alt üst eden özellikleriyle, hem bir esin kaynağı hem de güçlü Hintli kadının simgesi. Onun öyküsünü yazmak için gerçek hayat hikayelerinden esinlenildi.
Austen’in anti-kahramanı William Darcy ilk kez 1940’da Lawrence Olivier tarafından daha sonra ilk BBC uyarlamasında David Rintoul tarafından (1980) ve sonra da BBC’nin 1995 uyarlamasında da Colin Firth tarafından canlandırıldı.
Güçlü kadın başoyuncular: Aishwarya Rai, 1994 dünya güzeli, Namrata Shirodkar ise 1993 Hindistan güzeli. Her ikisi de Hintli kadınların küresel dünyada bulundukları güzel yerin bir kanıtı.
Pop Prensesleri: Ashanti, Bride&Prejudice’de önemli bir rol oynuyor. R&B müzisyenlerinin hasılat rekorları kırdığını unutmayalım Beyonce (Austin Powers:Goldmember) J-Lo (Enough, Angel Eyes, Mad in Manhattan,Out Of Sight) Samantha Mumba (The Time Machine) ve Kylie Minogue (Molin Rouge)
Parlayan Yeni Yıldızlar: Genç İngiliz Asya kökenli yetenekli oyuncuların araştırılması. Profil Nitrin Ganatra, İndira Varma, Naveeen Andrews yanı sıra Jimi Mistry, Naveen Chowdry ve Parminder Nagra.
Bend it Like Beckham’la Gurinder Chandra, Keira Knightley (King Arthur) ve Parminder Nagra (ER) uluslar arası foruma taşındılar. Aynı şeyin Aishwarya Rai ve Martin Henderson için de geçerli olduğunu düşünüyoruz.

5 yorum:
Hey this is somewhat of off topic but I was wondering if blogs
use WYSIWYG editors or if you have to manually code with HTML.
I'm starting a blog soon but have no coding skills so I wanted to get advice from someone with experience. Any help would be greatly appreciated!
Also see my page > how to get your ex back
Excellent weblog here! Additionally your website loads up
very fast! What web host are you the usage of?
Can I get your associate hyperlink to your host?
I want my web site loaded up as quickly as yours lol
My web-site :: free iphone
Very quickly this web site will be famous amid all blogging and site-building
visitors, due to it's nice content
Also visit my web site :: immobilien in türkei
geotorelxzp consolidate credit cards
credit card debt consolidation
geotorelxzp debt consolidation
debt consolidation companies
Yorum Gönder